Yükleniyor

Çeviriler [40]

İki Tür Düşünce Üzerine

Duydum ki Kutlu Kişi bir seferinde Sāvatthī yakınlarında Jeta Korusu'ndaki Anāthapiṇḍika'nın manastırında konaklıyordu. Burada izdeşlere seslendi: "İzdeşler!"

"Saygıdeğer Efendimiz." diye yanıtladı izdeşler. Ardından Budha şunları söyledi:

"İzdeşler, aydınlanmadan önce –henüz aydınlanmaya ulaşmamışken ancak ulaşma kararlılığındayken– şöyle düşündüm: 'Neden düşüncelerimi sürekli olarak iki kategoriye ayırarak yaşamıyorum?' Böylece arzu dolu, art niyetli ve zarar veren düşünceleri bir sınıf olarak belirledim. Aynı zamanda ikinci sınıfa bırakma, iyi niyet ve zarar vermeme (şefkat) düşüncelerini yerleştirdim.

Ardından 'özenli, enerjik ve kararlı' bir şekilde yaşarken içimde arzu dolu bir düşünce uyandı. Şöyle anladım: 'İçimde arzu dolu bir düşünce uyandı. Bu düşünce hem kendime hem başkalarına hem de kendime ve başkalarına zarar veriyor. Bilgeliğe engel oluyor, ızdırabın tarafında yer alıyor ve acının sonlanmasına götürmüyor.' Bakıp kendime zarar verdiğini gördüğümde bu düşünce ortadan kalktı. Bakıp başkalarına zarar verdiğini gördüğümde ortadan kalktı. Bakıp hem kendime hem de başkalarına zarar verdiğini gördüğümde ortadan kalktı. Bakıp bilgeliğe engel olduğunu, ızdırabın tarafında yer aldığını ve acının sonlanmasına götürmediğini gördüğümde ortadan kalktı. Duyusal arzulardan kaynaklanan her düşünceyi böylece bıraktım, onlardan kurtuldum ve onların ortadan kalkmasını sağladım.

Ardından özenli, enerjik ve kararlı bir şekilde yaşarken içimde bir art niyet düşüncesi doğdu. Şöyle anladım: 'İçimde art niyet düşüncesi doğdu. Bu düşünce hem kendime hem başkalarına hem de kendime ve başkalarına zarar veriyor. Bilgeliğe engel oluyor, ızdırabın tarafında yer alıyor ve acının sonlanmasına götürmüyor.' Bakıp kendime zarar verdiğini gördüğümde bu düşünce ortadan kalktı. Bakıp başkalarına zarar verdiğini gördüğümde ortadan kalktı. Bakıp hem kendime hem de başkalarına zarar verdiğini gördüğümde ortadan kalktı. Bakıp bilgeliğe engel olduğunu, ızdırabın tarafında yer aldığını ve acının sonlanmasına götürmediğini gördüğümde ortadan kalktı. Her art niyet düşüncesini böylece bıraktım, onlardan kurtuldum ve onların ortadan kalkmasını sağladım.

Ardından özenli, enerjik ve kararlı bir şekilde yaşarken içimde bir zarar verme düşüncesi doğdu. Şöyle anladım: 'İçimde zarar verme düşüncesi doğdu. Bu düşünce hem kendime hem başkalarına hem de kendime ve başkalarına zarar veriyor. Bilgeliğe engel oluyor, ızdırabın tarafında yer alıyor ve acının sonlanmasına götürmüyor.' Bakıp kendime zarar verdiğini gördüğümde bu düşünce ortadan kalktı. Bakıp başkalarına zarar verdiğini gördüğümde ortadan kalktı. Bakıp hem kendime hem de başkalarına zarar verdiğini gördüğümde ortadan kalktı. Bakıp bilgeliğe engel olduğunu, ızdırabın tarafında yer aldığını ve acının sonlanmasına götürmediğini gördüğümde ortadan kalktı. Her zarar verme düşüncesini böylece bıraktım, onlardan kurtuldum ve onların ortadan kalkmasını sağladım.

Bir izdeşin sık sık düşündüğü ve göz önünde bulundurduğu her şey kalbinin eğilimi haline gelir. Sıklıkla duyusal arzu düşünceleri üzerine düşünür ve bunlarla zaman geçirirse duyusal arzu düşüncelerine yoğunlaştığı için bırakma düşüncelerini terk etmiş olur ve bu durumda zihni duyusal arzu düşüncelerine meyleder. Sıklıkla art niyet düşünceleri üzerine düşünür ve bunlarla zaman geçirirse art niyet düşüncelerine yoğunlaştığı için iyi niyet düşüncelerini terk etmiş olur ve bu durumda zihni art niyet düşüncelerine meyleder. Sıklıkla zarar verme düşünceleri üzerine düşünür ve bunlarla zaman geçirirse zarar verme düşüncelerine yoğunlaştığı için acıyı söndüren şefkat düşüncelerini terk etmiş olur ve o zaman zihni zarar verme düşüncelerine meyleder.

Yağmur mevsiminin son ayı olduğunu, ekinlerin büyüyerek birbirine yaklaştığını ve bir çobanın inekleriyle ilgilenmesi gerektiğini düşünün. Çoban otlattığı hayvanları kontrol altında tutmak için değneğiyle bir o tarafa bir bu tarafa vurup hayvanları dürter. Peki bunu neden yapar? Çünkü hayvanlar ekinlerin arasına girerse cezalandırılabileceğini, hapsedilebileceğini, para cezasına çarptırılabileceğini veya suçlanabileceğini görür.

Benzer şekilde ehil olmayan niteliklerin zihni yozlaştırdığını ve bozduğunu, ehil niteliklerin ise bırakmanın sağladığı faydaya ve arındırıcı güce ulaştırdığını gördüm.

Ardından özenli, enerjik ve kararlı bir şekilde yaşarken içimde bir bırakma düşüncesi uyandı. Şöyle anladım: 'İçimde bırakma düşüncesi uyandı. Bu düşünce ne kendime ne başkalarına ne de kendime ve başkalarına zarar veriyor. Bilgeliği besliyor, ızdıraptan özgürleşmenin tarafında yer alıyor ve acının sonlanmasına götürüyor.' Bu düşünceyi bütün gece, bütün gün, bütün gece ve bütün gün düşünmeye ve değerlendirmeye devam etsem de bundan kaynaklanacak hiçbir tehlike görmedim. Ancak bunu bu kadar uzun bir süre düşünmek ve göz önünde tutmak zihnimi ve bedenimi yoracaktı. Bu olduğunda ise zihnim strese girecekti. Zihnim strese girdiğinde ise kıpırtısız konsantrasyondan uzaklaşacaktım. Böylece zihnimi içsel olarak sakinleştirdim, kıpırtısızlaştırdım, birleştirdim ve samādhiye dalmasını sağladım. Peki bunu ne sebeple yaptım? Böylece zihnim strese girmeyecekti.

Ardından özenli, enerjik ve kararlı bir şekilde yaşarken içimde bir iyi niyet düşüncesi uyandı. Şöyle anladım: 'İçimde iyi niyet düşüncesi uyandı. Bu düşünce ne kendime ne başkalarına ne de kendime ve başkalarına zarar veriyor. Bilgeliği besliyor, ızdıraptan özgürleşmenin tarafında yer alıyor ve acının sonlanmasına götürüyor.' Bu düşünceyi bütün gece, bütün gün, bütün gece ve bütün gün düşünmeye ve değerlendirmeye devam etsem de bundan kaynaklanacak hiçbir tehlike görmedim. Ancak bunu bu kadar uzun bir süre düşünmek ve göz önünde tutmak zihnimi ve bedenimi yoracaktı. Bu olduğunda ise zihnim strese girecekti. Zihnim strese girdiğinde ise kıpırtısız konsantrasyondan uzaklaşacaktım. Böylece zihnimi içsel olarak sakinleştirdim, kıpırtısızlaştırdım, birleştirdim ve samādhiye dalmasını sağladım. Peki bunu ne sebeple yaptım? Böylece zihnim strese girmeyecekti.

Ardından özenli, enerjik ve kararlı bir şekilde yaşarken içimde bir zarar vermeme düşüncesi uyandı. Şöyle anladım: 'İçimde zarar vermeme düşüncesi uyandı. Bu düşünce ne kendime ne başkalarına ne de kendime ve başkalarına zarar veriyor. Bilgeliği besliyor, ızdıraptan özgürleşmenin tarafında yer alıyor ve acının sonlanmasına götürüyor.' Bu düşünceyi bütün gece, bütün gün, bütün gece ve bütün gün düşünmeye ve değerlendirmeye devam etsem de bundan kaynaklanacak hiçbir tehlike görmedim. Ancak bunu bu kadar uzun bir süre düşünmek ve göz önünde tutmak zihnimi ve bedenimi yoracaktı. Bu olduğunda ise zihnim strese girecekti. Zihnim strese girdiğinde ise kıpırtısız konsantrasyondan uzaklaşacaktım. Böylece zihnimi içsel olarak sakinleştirdim, kıpırtısızlaştırdım, birleştirdim ve samādhiye dalmasını sağladım. Peki bunu ne sebeple yaptım? Böylece zihnim strese girmeyecekti.

Bir izdeşin sık sık düşündüğü ve göz önünde bulundurduğu her şey kalbinin eğilimi haline gelir. Sıklıkla bırakma düşünceleri üzerine düşünür ve kafa yorarsa bırakma düşüncelerini geliştirmek için duyusal haz düşüncelerini terk etmiş olur. O zaman zihni bırakma düşüncelerine meyleder. Sıklıkla iyi niyet düşünceleri üzerine düşünür ve kafa yorarsa iyi niyet düşüncelerini geliştirmek için art niyet düşüncelerini terk etmiş olur. O zaman zihni iyi niyet düşüncelerine meyleder. Sıklıkla zarar vermeme düşünceleri üzerine düşünür ve kafa yorarsa şefkat düşüncelerini geliştirmek için zarar verme düşüncelerini terk etmiş olur. O zaman zihni zarar vermeme düşüncelerine meyleder.

Yağmur mevsiminin son ayı olduğunu, tüm ekinlerin toplanarak köye götürüldüğünü ve bir çobanın inekleriyle ilgilenmesi gerektiğini varsayın. Bu durumda bir ağacın altında ya da açık alanda otururken çobanın sadece ineklerin orada olduğuna dikkat etmesi yeterlidir. Aynı şekilde benim de sadece bu niteliklerin orada olduğuna dikkat etmem gerekiyordu.

Enerjim yükselmiş ve bitmek tükenmek bilmez hale gelmişti, farkındalığım oluşmuştu ve berraktı, bedenim sakin ve rahattı, zihnim samādhiye dalmıştı.

Duyusal hazlardan ve ehil olmayan zihinsel hallerden el etek çektiğimde zihnin çekiniklikten doğan neşe ve mutluluğa yönlenmesi, bu neşe ve mutluluğa kesintisiz bir şekilde bağlı kalmasıyla birinci jhānaya girdim ve burada kaldım.

Zihnin yönlenmesi ve bağlı kalması sonlandığında zihni yönlendirmeden ve bağlı tutmadan ikinci jhānaya girdim, kıpırtısızlıktan doğan neşe ve mutluluğa eşlik eden tek noktaya odaklılığı ve içsel berraklığı deneyimleyerek burada kaldım.

Neşenin sönüp gitmesiyle tarafsızlık, tam farkındalık ve uyanıklıkla üçüncü jhānaya girdim ve Soylu Kişilerin 'tarafsız ve farkında olarak mutluluk içerisinde meditasyonda olma' olarak tanımladıkları halde kaldım.

Tıpkı daha önceden neşe ve acının sönüp gittiği gibi mutluluk arayışının ve ızdıraptan kaçışın da sonlanmasıyla dördüncü jhānaya girdim, saf bir tarafsızlıkla ve farkındalıkla haz ve acıdan özgür bir şekilde burada kaldım.

Böylece samādhiye giren —arınmış ve berrak, lekesiz, kusurlardan özgürleşmiş, uyumlu, şekil alabilen, düz bir hatta durabilen ve sarsılmaz— bu zihni geçmiş yaşamların bilgisini hatırlamaya yönlendirdim. Geçmiş yaşamların pek çok türünü özellikleri ve ayrıntılarıyla birlikte hatırladım.

Bu, gecenin birinci oturumunda elde ettiğim ilk bilgiydi. Özenli, enerjik ve kararlı bir şekilde yaşayan herhangi bir kişi için geçerli olduğu gibi böylelikle cehalet yok edildi ve bilgi doğdu, karanlık yok edildi ve aydınlık doğdu.

Böylece samādhiye giren —arınmış ve berrak, lekesiz, kusurlardan özgürleşmiş, uyumlu, şekil alabilen, düz bir hatta durabilen ve sarsılmaz— bu zihni bilinçli varlıkların ölümünün ve yeniden doğumunun bilgisine yönlendirdim. Saf ve insanüstü görme becerisini kullanarak varlıkların ölüp yeniden doğuşlarını gördüm. Karmalarına uygun şekilde nasıl dezavantajlı ve avantajlı, güzel ve çirkin, talihli ve talihsiz yeniden doğum yaşadıklarını anladım.

Bu, gecenin ikinci oturumunda elde ettiğim ikinci bilgiydi. Özenli, enerjik ve kararlı bir şekilde yaşayan herhangi bir kişi için geçerli olduğu gibi böylelikle cehalet yok edildi ve bilgi doğdu, karanlık yok edildi ve aydınlık doğdu.

Böylece samādhiye giren —arınmış ve berrak, lekesiz, kusurlardan özgürleşmiş, uyumlu, şekil alabilen, düz bir hatta durabilen ve sarsılmaz— bu zihni kusurların sona ermesi bilgisine yönlendirdim. Şunu doğrudan anladım: 'Bu ızdırap… Bu, ızdırabın kaynağı… Bu, ızdırabın sonlanması… Bu, ızdırabın sonlanmasına götüren yol.'

Şunu doğrudan anladım: 'Bunlar zihnin kusurları… Bu, zihnin kusurlarının kaynağı… Bu, zihnin kusurlarının sonlanması… Bu, zihnin kusurlarının sonlanmasına götüren yol.'

Kalbim böylece bilerek, böylece görerek duyusal arzuların yarattığı kusurlardan, yeniden var olma arzusunun yarattığı kusurlardan, cehaletin yarattığı kusurlardan özgürleşti.

Şunu anladım: 'Doğum tükendi. Kutsal bir hayat yaşandı. Yapılması gereken her şey yapıldı. Bu hayatta herhangi bir varoluş boyutunda yaşanacak başka bir doğum kalmadı.'

Bu, gecenin son oturumunda elde ettiğim üçüncü bilgiydi. Özenli, enerjik ve kararlı bir şekilde yaşayan herhangi bir kişi için geçerli olduğu gibi böylelikle cehalet yok edildi ve bilgi doğdu, karanlık yok edildi ve aydınlık doğdu.

Ormanlık bir arazide bataklıklardan oluşan geniş bir alan bulunduğunu ve bu alanın yakınlarında büyük bir geyik sürüsünün yaşadığını varsayalım. Sonra onlara zarar vermek ve onları yaralamak isteyen tehditkar bir kişi çıkagelir. Bu kişi mutluluğa giden güvenli yolu kapatır ve yanlış yolu açar. Yanlış yola evcilleştirilmiş erkek ve dişi geyikleri tuzak olarak yerleştirir. Böylece zamanı geldiğinde geyik sürüsü yıkıma ve felakete sürüklenecektir. Ardından geyik sürüsünün iyiliğini, yararını ve güvende olmasını isteyen bir kişi çıkagelir. Mutluluğa giden güvenli yolu açar ve yanlış yolu kapatır. Tuzakları ortadan kaldırır. Böylece zamanı geldiğinde geyik sürüsü büyüyecek, gelişecek ve potansiyeline ulaşacaktır.

Bir konuyu anlatmak için kullandığım bu benzetmedeki kavramlar şunlardır: 'Bataklıklardan oluşan geniş bir alan' duyusal hazlar için kullanılan bir terimdir. 'Büyük bir geyik sürüsü' bilinçli varlıklar için kullanılan bir terimdir. 'Onlara zarar vermek ve onları yaralamak isteyen tehditkar kişi' Kötü Māra için kullanılan bir terimdir. 'Yanlış yol' sekiz basamaklı yanlış yoldur: yanlış anlayış, yanlış düşünce, yanlış söz, yanlış eylem, yanlış yaşam tarzı, yanlış çaba, yanlış farkındalık ve yanlış konsantrasyon. 'Evcilleştirilmiş erkek geyik' açgözlülük ve hazlar için kullanılan bir terimdir. 'Evcilleştirilmiş dişi geyik' cehalet için kullanılan bir terimdir. 'Geyik sürüsünün iyiliğini, yararını ve güvende olmasını isteyen kişi' Aydınlanmış Kişi, Mükemmele Ulaşmış Kişi, Tam ve Mutlak Aydınlanmış Budha için kullanılan bir terimdir. 'Mutluluğa giden güvenli yol' Sekiz Basamaklı Soylu Yol için kullanılan bir terimdir: doğru anlayış, doğru düşünce, doğru söz, doğru eylem, doğru yaşam tarzı, doğru çaba, doğru farkındalık ve doğru konsantrasyon.

Yani izdeşler, mutluluğa giden güvenli yolu açtım ve yanlış yolu kapattım. Aynı zamanda erkek ve dişi tuzakları ortadan kaldırdım.

Şefkatinden dolayı öğrencileri için en iyisini isteyen bir öğretmenin yapması gereken her şeyi yaptım. İzdeşler! İşte ağaç altları, işte boş kulübeler, işte inziva mekanları: Jhāna pratiği yapın! İhmalkar olmayın! Sonradan pişmanlık yaşamayın! Bu benim size talimatımdır."

Budha bunları söyledi. Saygıdeğer Budha'nın sözlerinden memnuniyet duyan izdeşler bu sözleri onayladılar.

Açıklamalar [5]