Yükleniyor

Çeviriler [19]

Nalbant Kızı Subhā'nın Şarkısı

Kıdemli Dervişelerin Şarkıları 13.5

Yirmiler Silsilesi

Nalbant Kızı Subhā'nın Şarkısı

(Subhā:) “Elbiseleri temiz bir gençtim

Hakikati ilk dinlediğimde;

Ve gerçeği tümden anladım

Ayık kafam sayesinde.

Bu sayede tüm şevklerden

Rahatsız oldum muazzam;

Tehlike görünce bünyede,

Heves ettim ben feragâte.

Terkettim aile çevremi,

Kölelerimle işçilerimi;

Bana keyif veren, ışıl ışıl

Bereketli arazilerimi.

Veciz olan saf hakikate

İman edip feragât edince

Yola düştüm geride bırakıp

O muazzam servetimi.

Hiçbirşey istemediğimden

Yakışmaz artık bana,

Çoktan vazgeçtim çünkü,

Dokunmam paraya pula.

Aydınlanma ya da sükûnet

Parayla pulla alınmaz;

Asiller buna kıymet vermez,

Bunlar zâhide yakışmaz.

Aç gözlülük, delilik,

Yanılgıdır, çürütürler;

Şaibelidirler, dert olurlar başa,

İstikrar yoktur hiç bunlarda.

Bunların aşkıyla gözleri döner,

Sarhoş olur gönlü kirli insanlar;

Düşman olurlar birbirlerine,

Durmadan kavga çıkarırlar.

Şehvetine esir olanlar

Çok bela ile karşılaşır;

Zarar, ziyan, esaret, keder,

Istırap içinde yaşarlar.

Ey ailem! Düşmanınız mıyım ki

Şehvete teşvik edersiniz beni;

Yola düştüğümü biliyorken hele,

Görüp şehvetin tehlikesini?

Lekelerden arınılamaz

Para pul ile, altın ile,

Katil bir düşmandır şehvet,

Bağlar insanı dikenli tellere.

Ey ailem! Düşmanınız mıyım ki

Şehvete teşvik edersiniz beni;

Saçımı kazıyıp, sarınıp kaftanı

Yola düştüğümü bildiğiniz halde?

Yemekler için dilenirim artık,

Giyerim çer çöpten kaftanımı;

Bunlardır evsizliğin esası,

Bunlardır bana münasip olanı.

Defeder o yüce bilgeler

Dünyevî, ruhanî, her tür şehveti;

Sarsılmaz keyfe erişir onlar,

Özgürdürler o limanda güvenli.

Şehvete yönelmem ben,

Sığınak olamaz ki şehvet;

Yangın yeri bir çiledir,

Katildir, düşmandır şehvet.

Yolda bir engeldir o, bir tehdit;

Kahır yüklüdür hem de dikenli;

Sersemliğe açılan kapıdır muazzam,

Kör noktadır şehvet, engebeli.

Yılanın başıdır şehvet

Zararlıdır hem dehşet saçar;

Kördür ve aptaldır buna

Bayılan sıradan insanlar.

Şehvet bataklığında esir

Ne çok cahil var dünyada;

Yaşamla ölümün ötesini,

Anlamıyor onlar asla.

Gidişatı nahoş yollara sapar

Şehvet sebebiyle insanlar;

Niceleri yürür kendilerine

İllet bulaştıran bu yolda.

Bu yolla düşman yaratır şehvet,

Pek eziyetlidir ve yozlaştırıcı;

Dünyevi zevklerin esaretinde,

Bağlar ölümün zincirlerine.

Darmadağın eder gönlü,

Delirtici, baştan çıkarıcı şehvet;

Ölüm'ün tuzağıdır hep bunlar

Yozlaşsın diye canlılar.

Bitmez tükenmezdir zararı şehvetin

Pek çilelidir, muazzam zehir saçar;

Bir arbededir azıcık zevk karşılığında,

Ki soldurur ışıltılı olan her ne varsa.

Şehvet yüzünden bu minvalde,

Çok sıkıntı yarattım ben de;

Sönümle keyifleneceğim artık,

Dönmeyeceğim geri şehvete.

Zamanında şehvet sebebiyle didişirken,

Şimdi sükunet arayışındayım bendeniz;

Tüm prangaların yok oluşu hedefimde,

İkamet edeceğim şimden sonra sebat ile.

Kedersiz, lekesiz, sağlam:

Asaletin sekiz katlı,

Dosdoğru yolunun izindeyim-

Âlimlerin aşmış olduğu.”

(Buddha:) “Bak bu Nalbant Kızı Subhā'ya!

Sıkı sıkıya sadakatle hakikate,

Sarsılmaz adıma erişti

Tefekkür edip ağaç dibinde.

Bugün sekizinci günü işte yola düşeli,

Dosdoğru hakikatin güzelliğine iman ile.

Üç bilginin sahibi, ölümün galibi

Uppalavaṇṇā'nın eğitimi sayesinde.

Kurtuldu kölelikten, hem borçtan

Muazzam duyarlı bu dervişe;

Kurtulunca bütün düğümlerden

Tamamladı vazifesini, arındı lekelerden.”

Bunun üzerine Nalbant kızı Subhā'ya,

Tanrıların cemaatiyle geldi böyle,

Varlıkların efendisi Sakka,

Hürmet sundular ruhanî güçleriyle.

… Kıdemli dervişe nalbant kızı Subhā ….

Yirmiler silsilesi bitti.

Açıklamalar [2]